• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam34
Toplam Ziyaret131582
TEMEL CİNSEL BİLGİLER (BASIC SEXUALITY)
MEDYA-BASIN-AKTÜALİTE-HABER
Takvim

Hiperseküelite (Hypersexuality)



  







HİPERSEKSÜELİTE

Doç. Dr. Ümit Sayın'ın "Derin Seks", "ESR", "Cinsellikte Farklı Boyutlar" ve "Orgazmın Psikolojisi" kitaplarından alınmıştır.


Hiperseksüalite, cinselliğe doyamama, normal (-her ne ise-) cinsellikle yetinemeyip saplantılı bir biçimde cinselliğe yönelme, art arda cinsel tatmin olmayı arama ve vaktin büyük çoğunluğunu bu ‘haz bağımlılığına’ (!) ayırmak olarak tanımlanıyor. Eski kitaplarda geçen ‘nemfoman’ terimi ise daha ziyade cinsel yönden tatmin olamadığı için sürekli yeni arayışlara giren ve saplantılı bir biçimde önüne gelen erkeklerle birlikte olan kadınlar için kullanılan bir terim. ‘Emmanuel’ filimlerindeki Slyvia Christel’in, ‘Temel İçgüdü’ filmindeki Sharon Stone’un, ‘Postacı Kapıyı İki Kere Çalar’ filmindeki Jessica Lange’ın, ‘Tanık Vücutlar’ filmindeki Madonna’nın canlandırdıkları roller hep hiperseksüel kadınlara ait.

Cinsellik aslında eroin gibi bağımlılık yaratan bir olgu, son yapılan bilimsel çalışmalar, orgazmın ve cinsel hazzın nörokimyasının eroin bağımlılığından farklı olmadığını ortaya koydu[1]. Dev ilaç şirketleri bu bilgilerden yola çıkarak ‘Orgazm Hapları’ araştırmaya bile başladı! Hollandalı araştırmacı Gert Holstage, eroin enjekte eden erkeklerle, orgazm olan erkeklerin beyinlerini görüntüleme teknikleriyle karşılaştırdı ve benzer şeyler buldu. Teoriye göre, herkes cinselliğe bağımlı ve bu bağımlılık artabilir; cinsellik bağımlılığının temelinde de daha önce bahsettiğimiz dopamin
-prolaktin- testosteron-endorfin gibi nörotransmitterlerin veya nörotransmitter gibi davranan, onları etkileyen maddelerin hassas dengesi var.


Erkeklerde cinselliğe doyamama ise ‘Satriyasis’ terimi ile tanımlanmakta, bu erkekler ‘Don Juan komplekslerini’ ve bitmek bilmez arzularını tatmin için o kadından o kadına dolaşıp duruyorlar; sonuçta onların vardıkları nokta ise yine koskocaman bir tatminsizlik!


Cinsel saldırı gibi suçları işleyen erkeklerin çoğunun bu gruptan olduğu konusunda iddialar var. Şu anda en geçerli psikiyatrik sınıflama olan ‘DSM-IV’ ise ‘hiposeksüalite’yi  ve ‘frijiditeyi’ (cinsel isteklerde azalma veya cinsel içgüdünün tamamen kaybı) anormal kabul etmesine rağmen, hiperseksüaliteye pek değinmiyordu ve ‘hiperseksüalitenin’ tanımını sanki biraz da  insanlara bırakıyordu, çünkü psikiyatrinin teorisi ile uğraşanları en terleten şey ‘normali’ tanımlayabilmek; hele cinsellik gibi toplumdan topluma, çağdan çağa değişen bir konuda kesin yorumlar yapabilmek bayağı cesaret işi! Fakat 2013’de uygulamaya girecek en yeni sınıflama olan DSM-V’de hiperseksüelite bir bozukluk olarak tanımlanıyor.  Kadınlarda normal cinselliği tanımlamanın ne kadar zor olduğu ise aşikar biçimde ortada; üstelik onların cinselliği henüz yeni yeni keşfediliyor, hem bilim, hem de kendileri tarafından! Hiperseksüalitenin tam sınırlarını koyabilmek, bipolar hastalık,  mani nedeniyle gelişmemisşe ona patolojik demek biraz zor! Hiperseksüelite başlıbaşına  bir fenomen!

 









Hiperseksüalite’ bir hastalık mı yoksa diye soracaksınız, bunun bir hastalık olarak tanımlanması tamamen toplumun değer yargılarıyla ilgili. Fakat temporal lob epilepsisi (beynin yan loblarından kaynağını alan sara çeşidi), şizofreni, manik depresif psikoz veya bipolar bozukluk, kişilik bozukluğu, nevrozlar ve limbik sistemde gelişen tümörlerde hiperseksüel davranışlara rastlamak mümkün. Aslında kontrol altına alınamayan hiperseksüalite obsesif-kompülsif (saplantı) hastalıklar grubunda da incelenebilir ve bazen bu gruba iyi gelen ilaçlar hiper-seksüaliteyi de düzeltebilir. Ama genelde hiperseksüalite bir ruhsal anormallik biçiminde ortaya çıkmaz ve tedavi (!) edilemez, dolayısıyla onu bir ruhsal anormallikten çok bir ‘davranış biçimi’ (normal veya anormal) olarak ele almak gerekli. Aynı artık homoseksüelleri veya lezbiyenleri incelediğimiz gibi hiperseksüeliteyi bir cinsel tercih olarak incelememiz gerekli gibi görünüyor.

 
Bir davranış biçiminden bahsederken artık bazı biyolojik, psikolojik ve sosyolojik gerçekleri de göz ardı etmemek zorundayız. Sıralamak istediğim bazı gerçekler şunlar:

 
¦  Cinsel duyarlılık hem kadında, hem de erkekte testesteron hormonunun etkisiyle gelişir. Aşırı cinsel aktivitesi olan, cinsel yönden aşırı saldırgan insanlarda kan testesteron düzeyleri yüksek bulunmuş[1].


¦  Endorfin ve enkefalinler beynin salgıladığı doğal uyuşturucu maddelerdir. Hazzın süreçlerinde bu maddeler rol alır, bazı alışkanlıkların kazanılmasında da endorfinlerin rolü olduğu sanılmakta. Yani hazlara karşı  endojen (içsel) alışkanlık gelişebilir [2].


¦  Bazı uyarıcı ilaçların verilmesi (Metamfetamin, Ekstazi/ MDMA veya MDA vb) her iki cinste de geçici hiperseksüalite oluşturabilir. Bu hiperseksüelitenin beyin kimyası ile ilişkili olduğunu kanıtlıyor.


¦  Cinsel hazzın gelişmesinde Dopamin  isimli nörotransmitterin ve dopaminerjik yolakların rolünün olduğu gösterilmiş. Aynı zamanda beyindeki haz-ödül mekanizmalarıyla ilgili yapılarda da Dopamin önemli rol oynuyor. Bağımlılığın, tutkunun gelişmesinde dopaminerjik haz-ödül mekanizmalarının rolü olduğu saptanmış[3]. Ayrıca L-DOPA (beyinde dopamine dönüşür) tedavisinde de hiperseksüelite görülmekte. Bu nedenle hiperseksüelitenin beynin dopaminerjik sistemiyle yakın ilgisi var. Yani hiperseksüelite beyin kimyasındaki bazı değişikliklere bağlı.


 
Hiperseksüeliteye yol açan maddeler veya türevleri limbik sistemdeki dopamin ve norepinefrin isimli kimyasal ileticilerin (nörotransmitterlerin) miktarlarını artırırlar. Yani aşırı cinsel isteğin nörokimyasal bir temeli var[4].


 
¦  Tüm davranışlarımızla, kazandığımız alışkanlıklarla, girdiğimiz ruh halleriyle aslında beyin kimyamızı sürekli değiştirmekteyiz. Psikolojik süreçlerin çoğunun nörokimyasal bir temeli mevcut.


¦  Kadınların cinsel potansiyelleri tam olarak bilinen bir konu değil. Cinselliği öğrenen ve geliştiren bir kadının ‘normallik sınırlarını’ kestirmek oldukça zor. Belki 100 yıl sonrasının kadını orgazm sınırlarını çok zorlayabilecek!..


¦  Yasaklanmış elmanın tadı hiçbir şeye benzemez. Toplumun yasakları ‘sınırsızlığa’ yönelme isteğini güçlendirir.


¦  İnsanlar bir süre sonra olağan olan her şeyden bıkarlar, çünkü insan araştırıcıdır. Fantezilerin yaratılması da böylesi bir farklılık arayışından doğar.


¦  Haz ve bunun alışkanlığı söz konusu olduğunda insanlar –ne yazık ki- yapayanlız ve değerlerini, inhibisyonlarını (kalıplaşmış psikolojik baskılar) çok kolay kaldırabiliyorlar.


¦  Orgazm olabilme ve cinsel duyarlılık bugün artık pek çok Tantrik cinsellik veya özel workshop, terapi yöntemleri ile geliştiriliyor. Artık tıp literatüründe ‘expanded orgasm’ (geliştirilmiş orgazm) terimi mevcut.





 
Bu bilgileri irdeleyen bir insan hiperseksüel kadınları pek o kadar da suçlayamayabilir; insan beyin kimyası böylesine değişebiliyorsa ve bu davranışlar alışkanlık haline geliyorsa, üstelik hiperseksüalitenin temelinde bazı hormonların ve maddelerin artışı varsa, kadıncağız ne yapsın?!


Bence suçlanacak nokta hiperseksüellerin değişmiş (veya ‘uyanmış’) biyolojik yapıları, ‘yeni cinsel beyinleri’  değil; karşısındaki insana dürüst davranmamaları ve birlikteliğin kararlaştırılmış sorumluluklarını yerine getirememeleri, asıl suçlanacak yön! Hiperseksüel kadınlarda biyolojik bir farklılaşma olabilir veya olmayabilir, fakat sorgulanması gereken tamamen kişilik yapısıyla ilgili! Tutarsızlıklarını, karşılarındaki insanlara değer vermemelerini ve ikiyüzlülüklerini mazur gösterebilecek hiçbir nedenleri olamaz.


Kadınların cinsel potansiyellerinin ne derecede geliştirilebileceğini bilmiyoruz. Batıda bunu geliştirmek için bir sürü terapi programları uygulanıyor (örneğin ESO Ecstasy Program)[5], bir yandan kadının içindeki gizli cinselliği açığa çıkarmaya çalışıyoruz, bir yandan da kadının içindeki bu canavardan korkup, karşısında tir tir titriyoruz.  Örneğimizdeki Bayan B, işin başından kendisiyle ilgili gerçekleri kocasına anlatsaydı, birlikteliği sürdürüp, sürdürmemek kocasına kalırdı. Tüm ilişkilerin çöküşü iletişim eksikliği ile başlamıyor mu zaten?


Hiperseksüel kadınlara isteyenler köpürebilir, isteyenler de onları yukarıda sıraladığım nedenlerden ötürü daha masum  görebilir. Ama şurası gerçek ki böyle bir olgu bizim ülkemizde de mevcut ve cinselliği keşfederek ‘hiperseksüelleşen’ kadınların sayısı gün geçtikçe artıyor. Nedir bu kadınların özellikleri? Okunan, yazılan ve yaşananlardan yola çıkarak özetlemeye çalışalım ve erkeklerin içine bir korku düşürelim:
 



 
HİPERSEKSÜELLER ART ARDA ORGAZM OLURLAR
 
Bu kadınların çoğu bir veya birkaç orgazmla yetinemez, art arda bu doruğu yaşamak isterler. Bu nedenle onlara bir erkeğin süreğen bir mutluluk vermesi olası değil. Anlayışlı ve yetenekli bir eşleri varsa tek eşli bir yaşam da sürebilirler ama ne zamana kadar gideceği hiç bilinemez. Genellikle cinsel uyarım devam ettiği sürece orgazm olurlar, ulaştıkları sayılar diğer kadınlara göre rekor düzeydedir.
 
HİPERSEKSÜELLERDE CİNSEL ENERJİ ÇOK GÜÇLÜDÜR
 
Hiperseksüellerin cinsel enerjileri (libido) erkeklerin çoğunu geride bırakacak kadar güçlü. Kan testeron  düzeyleri ise yüksek. Başlangıçta enerjilerinin farkında olmayabilirler; bu, zamanla açığa çıkabilir, fakat açığa çıktığı zaman onları kontrol altına alabilir. Bazıları saplantılı olarak cinselliği düşünür, kendine hakim olamamaları onları çok rahatsız eder, fakat “yaşanması gerekenleri yaşamalıdırlar!”

 
HİPERSEKSÜELLERDE BİSEKSÜALİTE GÖRÜLME SIKLIĞI DAHA FAZLADIR
 
Hiperseksüellerde cinsel haz nesnesi geliştirme yeteneği çok güçlüdür. Kadınlar da onlar için cinsel nesne olabilirler, hayatlarının bir döneminde bu deneyimi yaşarlar. Lezbiyen ilişkisi olanların çoğu erkeklerle de birlikte olur. Hiperseksüeller kadınları da beğenir ve onları da birer cinsel nesne olarak görürler!

 
HİPERSEKSÜELLERDE CİNSEL UYANIŞ ERKEN YAŞLARDA OLUR
 
Çoğu vücudunu ve haz alma yeteneklerini küçük yaşlarda öğrenirler. Ayrıca aynı koşullandırmalarla yetiştirilmiş ‘masum’ kız arkadaşlarına oranla inhibisyonları (psikolojik engelleme) daha azdır. Erkeklerle arkadaşlığa çok daha kolay girebilirler. İlk cinsel deneyimlerini erken yaşlarda geçirirler. Erken mastürbasyon yapmaya başlarlar, ilk ilişkileri de çok erkendir. Cinselliği son demine kadar yaşamak isterler.

 
HİPERSEKSÜELLER ÇOK SIK VE ÇEŞİTLİ FANTEZİ KURARLAR
 
Hiperseksüellerin fantezi dünyaları çok geniştir. Onları cinsel yönden uyarabilecek her şey bir fantezi konusu olabilir. ‘Cinsel beyinleri’ çok gelişmiştir. Fantezilerinin bazılarını uygulamaya da geçirirler. Fantezilerinde çeşitli cinsel sapışların da olduğu bir gerçektir. Kendi kendilerini çok sık tatmin ederler, bu nedenle sürekli fantezisel yeni boyutlara ihtiyaçları vardır. Cinsel perversiyonları olan kadınların veya BDSM insanlarının çoğunun hiperseksüel olduğu da anketlerle saptanmış bir başka gerçek!

 
HAZ ALMAK’ İÇİN KOLAY YALAN SÖYLEYEBİLİRLER; BİRLİKTE OLDUKLARI KİŞİYİ BÜYÜK OLASILIKLA ALDATIRLAR
 
Hiperseksüeller ‘hazzın morfinmanıdırlar’! Onlar için haz almak en önemli değer haline gelebilir ve başka değerlerini çok kolay çiğneyebilirler. Bu nedenle yalan söylemek ve karşısındakileri aldatmak onlara çok kolay gelebilir. Bu yalanlar için mantıklı nedenler uydurmaya çalışırlar. Birlikte oldukları kişiyi genellikle bir süre sonra yetersiz bulurlar ve başka eşler ararlar; kocalarını ve sevgililerini –pişmanlık duysalar da- aldatmaktan kaçınmazlar. Fantezilerinde zaten sürekli başka erkekler ve ‘farklı yaşanmışlıklar’ vardır. Bu ‘hercai’ kişiliklerinden hoşnut  olmayıp bunalıma  düşebilirler; bazıları cinsel doyuma ve mutluluğa ulaşır, bazıları için ise doyum sadece birkaç günlüktür, sonra yeni arayışlar başlar! Eşlerini aldatmak bazılarına haz verebilir, bundan değişik bir ‘kişilik tatmini’ duyabilirler, o riski burunlarının dibinde hissetmek onlara çok çekici gelebilir.

 
ŞU ANDA NORMAL GİBİ GÖRÜNEN KADINLARIN BAZILARI UYGUN KOŞULLARDA HİPERSEKSÜEL HALE GELEBİLİRLER
 
Kadınlardaki cinsel potansiyel tıpkı bir buz dağı gibi. Çok az kısmı bilinç yüzeyinde, uygun deneyimler ve ani ‘patlamalar’ onların cinsellik sınırlarını keşfetmelerini sağlayabilir. Örneğin PC kasının eğitimi ve farklı orgazm biçimlerinin yaşanması (klitoral, vajinal, G-Noktasıyla gelişen ve bileşke) pek çok kadının cinsel yönden çok daha yeterli ve uyanmış bir düzeye getirebilir. Bu da onlara yeni cinsel algı kapılarını açabilir. Cinsel deneyimin artması çift taraflı bıçak olabiliyor bazen...


 
Bahsettiğim hiperseksüellere her yerde rastlamak ve onları hemen tanımak mümkün değil; çoğu kendini çok iyi gizler. Ancak ortam buldukları zaman bu özellikleri meydana çıkar ve koşulları çok zekice kullanırlar. Aslında çoğu cana yakın, neşeli, hayat dolu, sevecen, dışa dönük, arkadaş canlısı ve güzel insanlar; hiçbirisi  sanılacağı gibi, çiftleştiği eşini yiyen bir ‘tarantula’ örümceği değil! Tek sorunları bazen ‘beyaz yalanlar’ (!) söyleyebilmeleri. ‘Erkekler çok daha fazla yalan söylüyor!’ diyeceksiniz, ama merak  etmeyin hiperseksüeller tüm kadınlar adına erkeklerden intikamlarını alıyorlar!..
 


 
HİPERSEKSÜELLER,  BİLİNÇ VE BEYİN
           
            Hiperseksüelite beyin travmalarından sonra da  ortaya çıkabilen bir davranış biçimi[6]. Pek çok beyin travmasından sonra travma geçiren kadınlarda hiperseksüel davranış görülmüş; daha önceki ‘cinsel normalleri’ değişmiş ve çok daha fazla cinsellik, orgazm istemeye başlamışlar. Bu etkinin nedenleri tam olarak bilinmiyor, beyinin bazı bölgelerindeki nöronal ağların yapısındaki değişiklik olduğu tahmin ediliyor. Özellikle frontal lob travmasından veya bazı selim tümörlerden sonra da kadınlarda hiperseksüelite gelişebiliyor. Böyle lezyonlardan sonra gelişen hiperseksüeliteye   Kluver Bucy sendromu da deniyor. Bir Multiple skleroz vakasında da beyindeki lezyonlardan sonra hiperseksüelite görülmüş[7].  Parkinson tedavisi sırasında da yan etki olarak hiperseksüalite geliştiği rapor edilmiş[8].


            Yeni bir sınıflama olan DSM-V’te hiperseksüelite bir bozukluk olarak ele alınıyor[9]. 2013’de uygulamaya girecek DSM-V’e göre, ele alınan kriterler oldukça subjektif, kriterlerde sıklıkla fantezi kurmak, sıklıklıkla cinselliği yaşamak bile hiperseksüelite bozukluğuna sahip olmak gibi bir damgayı yemeyi gerektiriyor. APA (American Psychiatric Association) Amerika’da yaygın olduğu iddia edilen seks bağımlılığına karşı önlem almak amacıyla bu sınıflamaya gitme yolunu seçmiş görünüyor. Halbuki APA’nın insanların cinsel yaşantılarını belirli kalıplara sokmaya çalışması ve kendine göre bir normal tanımlaması oldukça eleştiri alacağa benziyor. Bu takdirde Amerikan nüfusunun en az % 10-12’sine ‘hiperseksüelite bozukluğu’  tanısı konacak. Halbuki cinsellikte NORMAL çok zor tanımlanan bir olgudur. Örneğin, 1950’lerde Kinsey zamanında erkeklerin % 80’i iki dakikada boşalıyordu, bu süre 1970’lerde 5-10 dakikaya çıkmıştır. Bu durumda NORMAL koitus süresi 2 dakika veya 5-10 dakika mıdır? Bugün biliyoruz ki, erkeklerde ereksiyon ve cinsel ilişki saatlere kadar uzatılabiliyor. O zaman kimin, nasıl, hangi kriterlere göre tanımlamış olduğu normali konuşuyoruz?


 
Başka araştırmacılara göre ise hiperseksüelite obsessif kompülsif bir davranış ve bağımlılık yaratıcı bir sendrom[10].
Başka bir çalışmaya göre[11] frontal lob (ön lob) lezyonları inhibisyonun ortadan kalkmasına bağlı olarak impulsif hiperseksüeliteye yol açabiliyor; temporal limbik lezyonlar bizzat cinsel iştahı direkt olarak değiştirebiliyor; striatal lezyonlar ise içsel oluşan cinsel yanıt paternlerini şekileyebiliyor. Yani böylece beyin nöroanatomisi ve beyin nörofizyolojisi direkt olarak hiperseksüelitede işin içine girmiş oluyor. Zamanla hiperseksüel hale gelen kadınlarda beyinin sağ temporal, limbik, frontal, striatal bölgelerinde bazı yeni yolakların teşekkül etmesi ve beyin kimyasında bazı değişimlerin oluşması söz konusu olabilir. Özellikle dopamin/prolaktin dengesini sağlayan sistemlerde köklü değişiklikler geliştiğine artık kesin gözüyle bakılıyor!


Bir başka çalışmada incelenen yedi hiperseksüel kızın puberteye girişteki hormonal etkilerle hiperseksüel hale geldikleri ele alınmakta[12]. Dolayısıyla hiperseksüelite temelde hem hormonal, hem de beyindeki nöronal ağların ve beyin kimyasının değişimiyle gerçekleşen bir cinsel davranış biçimi bugün bilime göre. Fakat normalin tanımı halen yapılabilmiş değil. Status orgasmus olgusunun da açıklaması yapılmış değil. Status orgasmus’un geliştirildiği durumlarda, ortaya çıkan tablonun patolojik olduğunu söylemek pek kolay değil!




[1] Helen Singer Kaplan, The New Sex Therapy, London: Penguin Books, 1974. S: 69-84.

[2] Eric Kandel, James Schwarz, Thomas Jessel, Principles of Neural Sciences, N.Y.: Mc Graw Hill, 2001. S: 395-397; Gayle Olson et al, Endogenous Opiates: 1989, In  Peptides, Amsterdam:Elsevier, 1990.

[3] Rainer Spanadal ve Friedbert Weiss, The dopamin hypothesis of reward: past and current status, Trends Neurosci, 22:521-527, 1999; Kent C. Berridge ve Terry E. Robinson, What is the role of dopamine in reward: hedonic impact, reward learning, or incentive salience, Brain Research Reviews, 28:309-369, 1998.

[4] Herbert Y. Meltzler (ed), Psychopharmacology, N.Y.: Raven Press, 1987, sayfa: 1479-1483; G. Damsma, A. Pfaus, D.Wenkstern, A. Philips, H. Fibiger, Sexual behaviour increases dopamine transmission in the nucleus accumbens and striatum of male rats: comparisonwith novely and locomotion, Behavioral Neuroscience, (106): 181-191, 1992.

[5] Richard Rhodes , Alan P. Brauer veAlan P. Brauer (Author)

Visit Amazon's Alan P. Brauer Page

Find all the books, read about the author, and more.

See search results for this author

Are you an author? Learn about Author Central

, Donna J Brauer, ESO Ecstasy Program: Better, Safer Sexual Intimacy, N.Y.: Grand Central Publishing, 1991; Patricia Taylor, Expanded Orgasm, Soar to Ecstasy at your Lover's Every Touch, N.Y.: Sourcebooks, 2002 (ilk baskı 1995); Jane Wade, Transcendent Sex: When Lovemaking Opens the Veil, N.Y.: Pocket Books, 2004; David Daida,  The Enlightened Sex Manual: Sexual Skills for the Superior Lover, N.Y.: Sounds True, 2007.

[6] Bruce L. Miller, Jeffrey L. Cummings, Hugh McIntyre, George Eberes, Marshall Grode, Hypersexuality or altered sexual preference following brain injury,. Journal of Neurology, Neurosurgery, and Psychiatry , (49): 867-873, 1986; Arnie Zencius,  Michael D. Wesolowski, William H. Burke, Sigmund Hough, Managing hypersexual disorders in brain-injured clients, Brain Injury, 4 (2):175-181, 1990.

[7] R Huws, AP Shubsachs and PJ Taylor, Hypersexuality, fetishism and multiple sclerosis , The British Journal of Psychiatry, 158: 280-281, 1991.

[8] K.Klos, J.Bower, K.Josephs, J.Matsumoto, J.Ahlskog, Pathological hypersexuality predominantly linked to adjuvant dopamine agonist therapy in Parkinson & apos;s disease and multiple system atrophy, 11 (6):381-386. 2009.

[9] Martin P. Kafka, Hypersexual disorder: a proposed diagnosis for DSM-V, Arch Sex Behav. ,39(2):377-400, 2010.

[10] D. H. Stein, Classifying hypersexual disorders: compulsive, impulsive and addictive models, Psychiatr Clin North Am. 31 (4): 587-91, 2008.

[11] Stein DJ, Hugo F, Oosthuizen P, Hawkridge SM, van Heerden B., Neuropsychiatry of Hypersexuality, CNS Spectr, 5 (1): 36-46, 2000.

[12] JD Goodman, The behavior of hypersexual delinquent girls, Am J Psychiatry.,133(6):662-8, 1976.