• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam34
Toplam Ziyaret131582
TEMEL CİNSEL BİLGİLER (BASIC SEXUALITY)
MEDYA-BASIN-AKTÜALİTE-HABER
Takvim

Türk Kadınları (Turkish Women)




TÜRK KADINLARI NELER HİSSEDİYOR
Türk kadınlarının neler hissettiğini tartışmadan önce Kadınca Raporu (KR-1993), Hülya Raporu (HR-1993), İstanbul Raporu (IR-2013), Üniversite kadınları hakkındaki bir çalışmanın (SSS-2005) bulgularını yan yana özetleyelim.


            Yukarıda bahsedilen Türk kızlarının haricinde 1991-2013 yılları arasında konuşabildiğimiz yaklaşık 140-150 evli veya bekâr kadının anlattıkları Hite Raporunda söylenenlere benzer nitelikteydi (2015 yılına kadar bu sayı çok artmıştır). Bu kadınların çoğu üniversite mezunu ve çalışıyordu; orta sınıf veya üst orta sınıftan geliyordu. Konuştuğumuz kişilerin yarısı vajinal orgazmla, klitoral orgazmı birbirinden ayırt edebiliyordu. G-Noktası konusunda kararsızlardı.




Çoğunluğu klitoral orgazmı tercih ediyorlardı; ama vajinal ve bileşke orgazmlarını tadanlar, tabii ki uzatılmış ESR orgazmlarını tercih ediyordu!


Bizim çalışmamızda orgazm sırasında hissedilenlerin özeti şöyleydi[1]:


 ‘Rahatlama, güzel ve anlatması zor bir duygu, bir boşalma, zevkli bir kendinden geçiş.’

Orgazmı yazarak ifade edenler ise daha ayrıntılı tanımlıyorlardı.

“Vazgeçilmez bir infilak, hemen kendimden geçerim, her yanım kasılır’;

 “Vajinamdan tüm vücuduma yayılan bir gıdıklanma ve zamanı durdurmak isterim. Boşalmalarım çok güçlü olur, klitoral uyarımla vajinal uyarım birbirinden çok farklı değil.”;

“Karnımda durdurulması imkânsız kasılmalar olur ve bir boşluğa doğru süzülürüm, bazen o sırada sürekli mavilik görürüm. Vajinal orgazmım çok güçsüzdür, ama oral seksle geldiğim zaman bilincim uyuşur; karıncalanma tüm bedenime yayılır. Öyle 15-20 dakika yatarım.”


Diğer bir duygu ise dış dünyanın kapılarının kapanması. Kadınların çoğu orgazm anında başka hiçbir şey algılamıyorlar, bazı kadınlar belki kendi inlemelerini veya seslerini duyuyor olabilirler, ama onun dışında bilinç tamamen sağırlaşıyor. Bu duyguların yoğun yaşanması ile orgazm süresinin uzunluğu birbiriyle paralellik gösteriyor. Örneğin 1993 yılında, 26 yaşında (şimdi 47 yaşındadır), grafikçi bir Türk kızı şunları anlatmıştı[1]:


… “Klitoral orgazm bana çok zevk vermez, ama vajinal orgazmlarım çok güçlü olur. Birlikte olduğum erkek cinsel ilişkiyi bir saatten fazla sürdürebilmeli; ilk bir iki orgazmım yüzeysel olur ama ondan sonra güçlenmeye başlar, derken beşinci veya onuncu orgazmımdan sonra karnımdan başlayıp tüm vücuduma yayılan kasılmalar birkaç dakika sürer. Yani sürekli orgazm halini yaşarım; bu tarifi mümkün olmayan bir zevk; zihnim dağılır, başka bir dünyaya giderim, vücudumu algılamam ve kendi çığlıklarımdan başka hiçbir şey duymam. Sanki biraz daha ilerisinin yok oluş olduğunu düşünürüm. Biraz sonra da çok yorgun olarak adeta yeniden doğarım. Böyle uzun süreli geldiğim zaman bir daha iki gün canım seks istemez.” …







Bunun gibi bir status orgasmusu yaşayabilen kadınların çoğunluğu diğer kadınların orgazm sırasında algıladığı birbirinden farklı tüm duyguları bir arada yaşayabilmekte. Önemli olan orgazm halindeki bilinç halinin uzun bir süre algılanması. Ortalama bir orgazmın süresi 5 ile 15 saniye, bu sürenin bir-iki dakikaya çıkması tabii ki algılananları ve doyumu çok arttırmakta.


Tüm vücudu kaplayan bir diğer his pelvisten başlayıp tüm vücudu saran sıcaklık. Hemen her kadın bu sıcaklığı algılıyor, fakat damar genişlemesine bağlı bir ateş basmasından ziyade soyut bir sıcaklık bahsedilen. Kendini karşısındaki ile bütünleşmiş hissetme duygusu ise kadınların pek çoğunda orgazm sonrası eşine sarılıp yatma isteğini doğuruyor, ama erkekler bu konuda aynı yönelimlere sahip değiller, bu da büyük ihtimalle toplumun öğrettiği rollere bağlı...


Orgazm sırasında erkeklere yabancı olan bir duygu ise ölüm hissi. 34 yaşındaki (1993’te, şimdi 55 yaşındadır) bir Türk yazarı orgazm yaşantısını şöyle dile getirmişti[2]:


… “Ölüm duygusu çoğunlukla yakınımdadır. Ama en yakın olduğum anlar o anlardır. Orgazmı yaşarken şiddetle ölmek isterim. Bu benim o anı durdurma isteğimden kaynaklanıyor olabilir. Orgazmın öncesinde de, onu yaşarken de bedenimde ve beynimde hissettiğim üç şey vardır: penis, vajina, temas. Bir de ben... Bencilliğimi sonuna kadar yaşarım. Orgazmı ölüm ve doğum gibi en büyük yalnızlık diye düşünürüm. Alabileceklerimin hepsini almaya çalışırım. O anın uzun olması bana kalan en büyük kârdır. Sevişme bittiğinde de sevgilimin içimden çıkmasını asla istemem. O zamanlar ölüm isteğim daha da yoğunlaşır. Öylece kalmaktan orgazm kadar haz alırım... Klitoral mi? Yoksa vajinal orgazm mı? Bedenimi ilk kez dört yaşında keşfettim. Mastürbasyonla aldığım zevki erkeklerde klitoral yolla uyarılarak sürdürdüm. Vajinal orgazmla aldığım zevki ve olağanüstü farkı yeni birinde anladım. Bu öylesine bir farktı ki ön sevişme de, klitoral uyarı da bana zaman kaybı gibi geldi hep. Dört yaşından bu yana öğrendiklerimi unuttum. Artık, yalnızca penis, vajina ilişkisini ve onun orgazmını istiyorum...” … (kısaltıldı)




[1] Ümit Sayın. Cinsellikte Farklı Boyutlar: Derin Sex, (İkinci Genişletilmiş Basım, 2 Cilt, 880 sayfa).İstanbul:Tantra Akademi/Onur Yayınları, 2014.

[2] Ümit Sayın. Cinselliğin Farklı Boyutları. İstanbul: YOL Yayınları, 1993. 




[1] Ümit Sayın. Cinsellikte Farklı Boyutlar: Derin Sex, (İkinci Genişletilmiş Basım, 2 Cilt, 880 sayfa).İstanbul: Tantra Akademi/Onur Yayınları, 2014.