• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam34
Toplam Ziyaret131582
TEMEL CİNSEL BİLGİLER (BASIC SEXUALITY)
MEDYA-BASIN-AKTÜALİTE-HABER
Takvim

Cinsel Çevrimin Fizyolojisi





ORGAZMIN FİZYOLOJİSİ

 

Doç. Dr. Ümit Sayın'ın "Derin Seks", "ESR" ve "Afros" isimli kitaplarından...

1950’lerde Kinsey’in anketi yayınlandığında yer yerinden oynamıştı, din adamları ve tutucular Amerikalı ve katolik erkeklerin homoseksüel olamayacaklarını Katolik kadınların ankette belirtilen sıklıkla mastürbasyon yapıp, kocalarını bu kadar fazla aldatamayacaklarını, yani bu kadar azgın olamayacaklarını söylemişlerdi; aslında kadınların son beş bin senedir sandıklarından çok daha ‘azgın’ olduğunu bilmiyorlardı. Yaklaşık 15-20 yıl sonra Masters ve Johnson çıkıp Batı kültüründe kabul edilen pek çok dogmayı yıktılar; üç yüz küsur çifti laboratuvarda sevişirken inceleyip onların vücutlarında gelişen değişimleri ortaya koydular. İnsanlık tarihinde ilk kez kadının orgazmı bilimsel ve objektif bir gözle inceleniyordu, bazı eksik yönleri olmasına rağmen Masters ve Johnson’un bulguları bugün için de geçerlidir ve onların yapmış olduğu çalışma o tarihten beri hiç bir şekilde tekrarlanmamıştır. Cinselliğin fizyolojisi hakkında bugün varılan sonuçlardan ve “Yeni Bir Orgazm Anlayışından” bahsetmeden önce, kısaca bu yeni bulgularla birlikte cinsel uyarım ve orgazm sırasında  kadınların vücutlarında ne değişimler olduğunu ve neler hissettiklerini özetlemeliyiz. İnsanlarda cinsel uyarım dört farklı evreye ayrılmakta:

Heyecanlanma

Plato

Orgazm

Çözülme.

Orgazmın bir başka evresi veya çeşidi olan ‘status orgazmus’ durumu, yani 3-5 dakika ile 10-20 dakika (veya çok daha uzun) arasında  sürebilen  sürekli orgazm hali, beşinci bir evre olarak incelenebilir. Status orgasmusda plato evresine geçip sonra tekrar orgazma dönmek söz konusu değildir; kasılmalar ve orgazm anında hissedilenler uzunca bir süre devam eder; 10-20 saniyelik orgazmlar yerini yenilerine bırakarak devam eder ve bu sara nöbeti benzeri orgazm hali 3 dakikadan, 20 dakikaya kadar aralıksız devam edebilir. Tabii bu durumda çeşitli uyaranların sürekli verilmeye devam edilmesi gerekmektedir[1]. Masters ve Johnson status orgasmus’u 20 saniye ile 60 saniye arasında tarif etmekteydiler, ama artık bu sürenin normal bir kadının  makul güçü bir orgazm (veya art arda orgazm) süresi olduğu bilinmektedir. Literatürdeki tanımların çoğu çok subjektif tanımlardır. Bizim burada ele aldığımız status orgasmus tanımı, Kadınca Raporu ve Hülya Raporu aracılığıyla, temas kurduğumuz kadınların bize anlattıklarından veya bireysel deneylere ve Amerikalı bazı araştırmacıların yayınlamış oldukları çalışmalara  dayanarak yola çıkılarak tanımlanmıştır[2]. Örneğin 1-2 saat boyunca uyarılmanın (koitus, masaj aletiyle  klitorisin uyarılması, oral seks vb.)   sürdürüldüğü koşullarda, art arda status orgasmus geçiren kadınlar vardır (normal orgazmlarla ölçüldüğünde bu süreç 50-60 orgazma karşılık gelmektedir). Kadınlarda her bir status orgasmustan sonra 5-15 dakikalık, uyarılmanın gerçekleşmediği refrakter peryodlar oluşur.  Türk kadınları içinde % 10-12 civarında status orgasmus geçirme potansiyeli olan kişiler olduğunu yine anketlerden elde ettiğimiz sonuçlara dayanarak vardık. Bahsedilen orgazm sayıları ve süreleri kişiden kişiye büyük değişiklikler göstermektedir. Status orgasmus’un gelişmesi için öncelikle bir kadının art arda orgazm olmayı öğrenmesi gerekmektedir. Bu öğrenildikten sonra, çeşitli yöntem ve tekniklerle orgazm davranışı geliştirilebilir ve bu özellik  kadınların çoğunda mevcuttur. İlerleyen bölümlerde status orgasmus daha detaylı anlatılacaktır.

 

Benzer deneyimlere farklı bilinç halleri (FBH) sonucu orgazm olanlarda (LSD etkisi, Tantrik seks vb.) ve bazı kültürlerdeki translar sonucu orgazm olanlarda rastlanmış. Ayrıca bazı temporal lob epilepsisi vakalarında (bir sara çeşidi) 1-2 dakika süren orgazm nöbetleri görülmekte[3]; tabii status orgasmus patolojik bir durum değil ve çok az kadında saptanabilmiş, her kadının bunu yaşayıp yaşamayacağı da bilinmemekte, ama bence uygun eğitim ve deneyimle kadınların bir kısmı status orgasmusu en az birkaç kez tadabilirler. Örneğin PC kasının eğitimi bunun sağlanması için ön şartlardan biri. Şimdi her evrede vücutta ne gibi değişiklikler olduğunu inceleyelim:

   

HEYECANLANMA, PLATO, ORGAZM VE ÇÖZÜLME EVRELERİNDE VÜCUTTAKİ DEĞİŞİMLER

Zihin: Zihinde uyarımlara karşı yanıtın arttığı, inhibisyonların azaldığı ve cinsel haz nesnelerinin temel konsantrasyon odağı olduğu görülür. Plato evresinde cinsellik ve boşalma o anın en önemli amaçlarından biri haline gelir. Orgazm anından algılananlar kişiden kişiye değişir, orgazm ve çözülme sırasında bilinç tatlı bir huzura ve gevşemeye kavuşur. Kadınların pek çoğu aynı süreçleri birkaç kez daha yaşamaya hazırdır. Bu etki kanda artan prolaktin seviyesine bağlıdır.

 

Göğüsler: Meme uçları dikleşmeye ve göğüs içi topdamarları kan ile dolmaya başlar. Plato evresinde göğüs uçları 0.5-1 cm büyüyebilir; göğüsler iyice kanla dolar büyüklükleri farkedilir hale gelir; bu dönemde göğüs uçlarının emilmesi pek çok kadına büyük haz verir, elle yapılan sıkma, okşama gibi mekanik uyarı da kadınların hoşuna gider. Emilme sırasında arka hipofizden salgılanan oksitosin hormonunun rahimi kastırıcı etkisi var, bu nedenle plato evresinin sonuna doğru meme uçlarının emilmesi bazı kadınlarda kolaylıkla orgazmı başlatabilir. Sadece göğüslerinin emilmesiyle orgazm olan kadınlar, hatta çocuk emzirirken orgazm olan kadınlar bile var. Göğüsler ereksiyonlarını çözülme evresinde çok yavaş kaybederler ve yeni uyarılara her zaman hazırdırlar.

 

Cinsel kızarıklıklar: Kişiden kişiye değişmekle birlikte ilk belirtilerden bazıları yanağın, boynun, göğüs ve karnın üst kısımlarının, kulakların arkasının kızarmasıdır. Plato evresinde kızarıklık sırtı, omuzları ve kalçaları sarar. Çözülme evresinde cinsel kızarıklık ilk çıkış sırasına göre 5-15 saniyede kaybolur.

 

Gözler: Göz bebekleri ilk iki evrede büyür ve çapı iki katına kadar çıkabilir, bu büyüme açık renk gözlülerde daha iyi anlaşılabilir. Eski kültürler göz bebekleri büyümüş kadınların daha seksi olduğunu düşündükleri için kadınların gözüne “Bella Dona Otunun” (güzel avrat otu) suyundan sürerlerdi. Atropin adlı ilacın ham maddesi olan bu ot suyu göz bebeklerini genişleterek kadınları daha seksi gösterirdi. Cinsel kızarıklıklar sklerada (gözün beyaz kısmı) kısmi olarak kendini belli eder.

 

Kaslar: Heyecanlanma ile birlikte tüm kaslarda bir gerginlik artışı (myotoni) başlar, heyecan arttıkça bu kas tonusunun artışı had safhaya gelir ve kadınları rahatsız eder. Bazı kaslarda istemsiz kasılmalar meydana gelir, orgazma yakın tüm kaslar öylesine kasılmış vaziyettedir ki orgazm olunmazsa daha sonra, giderilememiş bu myotoni kadınlara çok rahatsızlık verir; boyundaki kas gerginliği ise baş ağrılarına neden olabilir. Mastürbasyon sırasında veya ilişkide orgazma yaklaştıkça vücut ekstansiyon (uzanıp gerilme) halini almaya başlar ve ayak parmakları istemsiz olarak içe doğru kıvrılır, kollar da eşe sarılarak eller iyice kenetlenip sıkılır. Orgazm sırasında tüm vücut kasları da kasılmalara eşlik eder ve vücut iyice ektansiyon halini alır.

Kadınların çoğunun vücudu bir yay şeklindedir ve dalga dalga karın kaslarından başlayıp her yöne yayılan kasılmalar gözle görülebilir. Bazı kadınlar bu anda çılgınca yatağa ve eşlerine tutunurlar. Yüz kasları da yüze acı çeken bir insanınki veya maraton koşmuş bir atletinki gibi bir ifade verir.  Gırtlak kaslarının da iştirakiyle çığlık veya haykırma tarzında sesler çıkarılır, kadınların çoğu  bu sesleri çıkarmaktan utanırlar ama kendilerini frenlemeleri aldıkları hazzı azaltır; orgazm anında çığlık atan ve bağıran kadınların daha güçlü ve uzun süreli orgazm oldukları saptanmıştır.

 

Hiperventilasyon: Çok sık ve derin nefes alma plato evresinin sonuna doğru başlar ve orgazm boyunca artarak devam eder. Çok güçlü orgazmlarda hiperventilasyonun dakikada 40’a çıktığı görülmekte (normali 16-20); bu sayı Carl Lewis’in 100 metre koşusunda ipi göğüslediği sırada nefes alıp verme sayısına neredeyse eşittir.

 

Taşikardi: Kalıp atım hızı plato evresinde dakikada 110-180’e  çıkabilir, orgazm sırasında 200’ü geçebilir, ama bu artık orgazmın şiddetiyle doğru orantılıdır. Çözülmeyle hemen normale iner.

 

Kan basıncı: Sistolik basınç (büyük tansiyon) 40-80 mm cıva basıncı yükselir, diyastolik basınç (küçük tansiyon) ise 20-40 mm cıva basıncı yükselir. Maksimum yükselme platonun sonunda ve orgazmın ortalarına doğrudur.

     

Terleme: Heyecanlanma ve plato evresinde pek terleme olmaz. Orgazm sonrası çözülme evresinde cinsel kızarıklık görülen bölgelerde, göğüste ve sırtta yoğun bir terleme saptanır. Terleme sırasında erkek ter bezlerinden salgılanan fremonların (Phremone, terde bulunan özel bir hormon) kadınların cinsel isteklerini artırmada önemli bir rolü vardır, kişiye özel olan fremonların çok değişik bir koku yaydıkları ve dişilerde alışkanlık yarattıkları bilinmekte, öyle ki fremonların koklanması tek başına cinsel yönden uyarıcı olabildiği gibi, alışılmış bir fremonun kokusunun uzunca bir süre duyulmaması menstrüel dönemi (regl, aybaşı) bile etkileyebilmekte.

 



Büyük dudaklar: Perinede vajinal girişi çevreleyen büyük dudaklar heyecanlanma ile birlikte kabarmaya başlar, plato evresinde içleri iyice kan ile dolup vajinanın etrafını çevreleyen bir tepecik oluştururlar. Orgazm sırasında değişmezler, eğer  sevişme devam etmezse çözülme evresinin sonunda yavaş yavaş eski hallerine gelirler.

 

Küçük dudaklar: Heyecanlanma ile birlikte küçük dudakların çapı iki hatta üç misline çıkar ve vajinadan dışarı doğru ereksiyon halinde sarkarlar, plato evresinde pembe renkleri koyu kırmızıya dönüşür içleri kanla dolar, emilmeye okşanmaya ve ısı değişimlerine olan hassasiyetleri gittikçe artar. Orgazm ile bu renk değişimiy 10-15 saniyede kaybolur. Küçük dudakların büyümesi penisin içeri girmesini ve klitorisin başlığının hareket ederek klitoral orgazmın gelişmesini kolaylaştırır. Burada yıllardır yanlış bilinen ve tıp kitaplarında yanlış “zikredilen” bir noktayı da vurgulayalım: Vulvovajinal bezler olan ‘Bartolin’ bezleri hemen küçük dudakların içindedir ve kanalları vajinal girişe açılır. Kitaplarda cinsel heyecana bağlı vajinayı ıslatan  salgılamanın bu bezler aracılığıyla yapıldığı yazılmakta, gerçi bu bezler heyecanlanma evresinin sonunda ve plato  evresinin başında müköz bir salgı yaparlar ama bu bir iki damlayı geçmez ve vajinanın ıslanmasını sağlayan asıl vajina duvarlarının etrafını çevreleyen kan göllenmesine bağlı transüda (proteinden fakir hücreler arası sıvı) sızıntısıdır. Islanmamaya bağlı ağrılı cinsel ilişkilerde bölgesel veya sistemik vazodilatatör  (damar genişletici) uygulanması vajinal ıslanmayı artırmakta başarılı olmaktadır.







          Heyecanlanma evresinde en ufak uyarı, fantezi kurulması bile klitorisin çapında artmaya neden olur. Bu anda kadınlar pelvis (leğen kemiği) içinde bir dolgunluk hissi, irritasyon ve boşalma ihtiyacı duyarlar. Ayrıca klitorisin gövdesi ve iki taraftaki bacakları da kanla dolup şişer ve küçük dudaklar civarındaki basınçla veya kanilingıs (oral seks-cunnilingus) ile meydana gelen haz değişimlerinden sorumlu  olurlar. Klitoris gövdesinin % 10-20 oranında büyüdüğü ve bunun erkekteki ereksiyona (sertleşme) karşılık geldiği bilinmektedir. Plato evresinde daha da köklü değişiklikler olur; klitoris bazı bağlar yardımıyla dışarı doğru taşmışken geriye doğru çekilir ve heyecanlanma evresinde büyüyen glans ve gövde, klitoral başlık içine ve pubis kemiğine doğru çekilir, öyle ki boyu neredeyse % 50 kısalmış görünür. Plato evresinin sonunda klitoris hiç görünmez olur. Orgazm sırasında ise hiçbir değişim olmaz. Eğer plato evresinden orgazm evresine geçilmezse birkaç dakikada klitoris heyecanlanma evresinde olduğu halini alır ve dışarı doğru uzar. Çözülme evresinde klitoris 10-30 dakika kanla dolu olarak ereksiyon halinde kalabilir ve tekrar heyecanlanma fazına geçebilir. Klitoris kadında orgazmı tetikleyici bir organdır. Cinsel ilişkide klitoral başlığın ritmik olarak klitorise sürtünmesi orgazmı başlatır; ayrıca penisin, parmağın, sıcak bir nesnenin (sıcak basınçlı duş gibi) klitorisi uyarması da orgazma neden olur; koitusda sadece uyarılan klitoris başı değil, klitoris ayakçıkları ve klitoris bulbuslarıdır (soğancık da). Ayrıca klitoris titreşime de çok duyarlıdır, bir vibratör veya masaj aleti kadınlarda çok kolay orgazmı tetikleyebilir. Kadınların büyük çoğunluğu cinsel ilişki ile orgazm olamazlar çünkü penis klitoral başlığı, küçük dudaklarla birlikte yetirence uyaramaz; ayrıca plato evresine girmemiş yani geri doğru çekilmemiş klitoris de orgazmı başlatamaz, bunun için uzun süreli ön oyunlar gerekli. Klitoris penisden çok daha fazla uyaran başka bir nesne ise vibratördür; kiltoris titreşime çok duyarlı bir yapıya sahip ve saniyede 50-100 titreşim yapan bir masaj aleti veya vibratör klitorisi çok iyi uyarıyor ve art arda orgazma neden oluyor.


Ünlü terapist Helen Singer Kaplan vibratör için “Cinsellik konusunda Pompei devirlerinden beri bulunmuş en değerli alet” demekte[4]  ve Batıda kadınların bazıları vibratörü cinsel ilişkiye tercih ediyorlar. Klitorisi uyarabilen başka bir alet ise son yıllarda elektroakupunktur için piyasaya çıkarılmış olan küçük doğru akım jeneratörleri, bu aletler de frijidite tedavisinde kullanılıyorlar. Bu vibratör ve basınç uyarılarından klitorisin glansı ve gövdesindeki “Pasini cisimcikleri” sorumludur, bu cisimcikler hafif titreşimden derin basınca kadar her türlü uyarıyı algılıyor, klitoris de bu uyarıları zevk dalgaları olarak omurilik aracılığıyla beyne yollar, genellikle son “orgazm ol” komutunu veren beyindir; toplumun veya çevrenin ‘haz almamayı’ öğrettiği kadınlarda beyin bu komutu verememekte veya cinsel organlardan gelen uyarıları haz olarak  algılayamamakta, o zaman da bu kadınlara bacaklarını açıp öylece yatmak kalıyor. Klitoral uyarının güçlülüğü nedeniyle, bazı kadınlar orgazm olduktan sonra uzunca bir süre (çözülme evresi sona erene dek) uyarı istemezler ve klitorisin uyarılması onlarda acıya veya dayanılmaz aşırı uyarıma neden olur, bazıları ise durmaksızın klitoral uyarıya orgazmla yanıt verebilirler. Kadınların çoğunluğu orgazm sırasında klitorise dil, parmak, penis vb. ile ekstra basınç uygulamasından hoşlanır.  Her kadın eşine nasıl uyarılmaktan hoşlandığını çekinmeden anlatmalı, tabii önce nelerden hoşlandığını kendisinin anlaması lazım, bunun için de kendi vücudunu hem yalnızken hem de eşiyle birlikte keşfetmesi gerekli. Son yıllarda Alice Ladas ve John Perry klitorisin iki farklı sinirle yönetildiğini saptamışlar,  onlara  göre klitorisin dışarı uzayan baş, yani glans kısmı, pudental sinir ile; içeride kanla dolup şişen kısmı (klitoris ayakçıkları)  ise pelvik sinir ile inerve olmaktadır. Çift sinir teorisi kadınlarda neden bu kadar farklı orgazm çeşidi olduğunu açıklıyabiliyor. Pelvik sinir pelvis içi (leğen kemiği) kaslarını yönetmekte. Bir deneyde klitorisin ucunun (glansın) vibratörle uyarılması PC kasının kendi kendine, rahimin kasılmasıyla birlikte kasıldığını göstermiş; halbuki elle uyarının ise rahim kasılmalarını artırdığı saptanmış. Yani glansın yüzeysel olarak uyarılması ve pudental sinirdeki iletim daha ziyade PC kasını aktive ederek başlayan bir orgazma öncü oluyor, elle gövdenin uyarılması ise pelvik sinirin daha hakim olduğu bir orgazm biçimini başlatıyor. Bu ve buna benzer çalışmalar son 20 yıldır kadınlarda orgazmın iki farklı sinir tarafından yönetildiği hipotezini ortaya atmış. Kadınların çoğu da çeşitli raporlarda klitoris odaklı güçlü fakat yüzeysel ve rahim ve vajina odaklı tüm vücuda yayılan çok tatmin edici iki farklı orgazm biçimini tanımlamaktalar.

 







 

 

 

Grafenberg Noktası (G-Noktası):          Grafenberg noktası ilk kez Ernst Grafenberg adlı jinekolog tarafından 1944’te tanımlanmış, çeşitli  makalelerde G-Noktasından bahsedilmesine karşın varlığı 1980’li yıllara kadar tartışılmıştır, halen de tartışılmakta! G-Noktası plato evresinin sonuna doğru farkedilebilir, bu bölgedeki embriyolojik prostat ana dokusu kanla dolar ve uyarılabilir hale gelir; basınç, titreşim ile orgazmı tetikleyebilir. G-Noktasını inerve eden sinir pelvik sinir, bu sinir aynı zamanda mesane ve rahimde  de etkinlik gösterir. G-Noktasının uyarılmasına bağlı gelişen orgazmlar “derin” veya “iç” orgazmlar olarak adlandırılmış, gerçekten de rahim kasılmaları bu orgazmlarda daha güçlü ve cinsel ilişkiyle gelişen orgazmların büyük çoğunluğu G-Noktası orgazmlarıdır. PC- kaslarının zayıf olması G-Noktasının uyarılmasını azaltmaktadır. Kadınların büyük çoğunluğu duydukları aşırı tuvalete gitme ihtiyacından dolayı G-Noktasının uyarılmasına devam edemez, rahatsız olurlar; halbuki bir süre sonra bu his kendini yoğun bir cinsel hazza bırakır. G-Noktasını en iyi kadınların kendileri bulabilirler.

 

Vajina ve rahim: Cinsel heyecanın başlamasıyla birlikte 10-30 saniyede vajinal ıslanma meydana gelir. Bu ıslanmayı yapan özel bir salgı bezi yok. Vajinayı çevreleyen damarlardaki kan göllenmesinden süzülen transüda (proteinden fakir hücrelerarası sıvı) niteliğindeki sıvı vajinanın ıslanmasını ve cinsel ilişkinin gelişmesini sağlar. Doğum yapmamış kadınlarda uyarılmamış vajinanın  uzunluğu 7-8 cm, çapı 2 cm dir; uyarılınca boyu 9.5-10.5 cm çapı girişte 2.5 cm dip kısımlarda 5.5 cm olur. Doğum yapmış kadınlarda uyarılmamış vajinanın uzunluğu 8-10 cm, çapı 3-4 cm dir, uyarılınca boyu 11-12 cm, çapı da girişte 3-4.5 cm dip kısımlarda 6.5 cm olur. Görüldüğü gibi vajinal kanal uyarıyla genişlemekte, sıralanan ölçülere bakılırsa doğum yapan kadınların PC kaslarını geliştirmeleri gerektiği açık olarak görülmekte! Vajinanın sadece 1/3 dış kısmı cinsel yönden uyarılabilir, geri kalan bölüm sadece basıncı hisseder. Rahimde giriş bölümü (serviks) basıncı ve titreşimi hisseder. Plato evresinde vajinanın 1/3 dış kısmında ani bir damar göllenmesi olur ve burası çapını 2/3 oranında küçülterek daralır. Ayrıca küçük dudakların da büyümesiyle daralan vajina  girişi ‘orgazmik platformu hazırlar’ ama platonun sonuna doğru vajinanın derinlerinde bir genişleme görülür. Rahim plato evresinde yukarı doğru çekilir, tonusu (kas gerginliği) artar, adeta bir çadır gibi vajinanın üstünde yükselir.

 






        

Orgazm sırasında vajinanın iki tip hareketi var. Bunlardan bir tanesinde, Masters & Johnson’ın tanımladıkları gibi vajinanın 2/3 iç kısmı 0.8 saniyelik aralıklarla 10-15 kez kasılır ve vajina adeta balon biçimini alır, bu sırada kasılmakta olan rahim de yukarıda asılı durumdadır (çadır etkisi- tenting effect); diğer hareket de Perry ve Whipple’ın bahsettikleri vajinanın iç kısımlarının aynı ritimle kasılıp, rahimin de aşağıya itildiği durumdur (çerçeve etkisi-frame effect). G-Noktasıyla gelişen orgazmlarda genellikle çerçeve etkisi görülür ve parmak veya penis dışarı doğru itilir, klitoral orgazmlarda da çadır etkisine daha fazla rastlanır; fakat iki etki de birbirinin içinde olduğu için hangisinin  daha etkin olduğunu ayırt etmek çok zordur. Orgazmın, G-Noktası orgazmında  ejakülasyona (boşalma) eşlik edip etmediğine bakmak önemlidir (kadınlarda bazen ejakülasyonun gerisin geriye mesaneye olduğu unutulmamalı). Orgazm sırasında karın içinde hissedilebilecek hatta dışarıdan bile görülebilecek en belirgin değişim vajina kasılmasından 2-4 saniye sonra gelişen ve rahmin gövdesinden başlayıp ağzına doğru ilerleyen patlayıcı tipteki kasılmalar. Bu kasılmaların niteliği her iki orgazm tipinde de aynıdır, yalnız ‘çadır etkisinde’ rahim ve vajina birbirinden bağımsız kasılırken, ‘çerçeve etkisinde’ aşağıya itilen rahim ile vajinanın kasılmaları sanki birbirini takip eder. Status orgasmus gelişirse 0.8 saniyelik kasılma aralığına 2-4 saniyelik kısa kasılıp kalma (spazm) evreleri de eklenir. Status orgasmus olgularında plato evresine geçilmeden bir orgazmdan diğerine geçilir.  Islanmanın, vajinanın çeşitli bölümlerin kasılmasının, orgazm platformunun gelişmesinin şiddeti cinsel gerilimin güçlü oluşuyla doğru orantılıdır; örneğin 3-5 kez orgazm olmadan plato evresine gelip geri dönmenin orgazmın şiddetini artırdığı sanılmakta. Orgazm sırasında PC kası ve anal sfinkter (anüsü yöneten kas) istemsiz olarak kasılırlar. Ayrıca orgazm kasılmalarına pelvis içi kasları, karın kasları da istemli olarak katılır. Bu nedenle bu kasları da geliştiren kadınlarda orgazmın daha güçlü olduğu bilinmektedir.

 


 





[1] Patricia Taylor, Expanded Orgasm, Soar to Ecstasy at your Lover's Every Touch, N.Y.: Sourcebooks, 2002; Richard Rhodes, Alan Brauer  ve Donna Brauer, The ESO Ecstasy Program: Better, Safer Sexual Intimacy and Extended Orgasmic Response, N.Y.:  Warner Books,1991.

[2] Patricia Taylor, Expanded Orgasm, Soar to Ecstasy at your Lover's Every Touch, N.Y.: Sourcebooks, 2002 (ilk baskı 1995). Jane Wade, Transcendent Sex: When Lovemaking Opens the Veil, N.Y.: Pocket Books, 2004; David Daida,  The Enlightened Sex Manual: Sexual Skills for the Superior Lover, N.Y.: Sounds True, 2007.

[3] R. Crevenna, Spontaneous orgasms - an epileptic case without structural correlate, The British Journal of Psychiatry 176: 300, 2000; Jesús Calleja, Rosario Carpizo, Jose Berciano Orgasmic Epilepsy,   Epilepsia, 29 (5):635-639, 2007.

  

[4] Helen S. Kaplan, The New Sex Therapy, London: Pelican Books,1974. S: 430.