• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam34
Toplam Ziyaret131582
TEMEL CİNSEL BİLGİLER (BASIC SEXUALITY)
MEDYA-BASIN-AKTÜALİTE-HABER
Takvim

Genel CFB (General SFD)


   

 
Pek çok kadın cinselliğe ve sekse çeşitli amaçlarla yönelir. Erkeklerin veya kadınların sekse yönelmelerinin temel nedeni, haz arayışı, duygulanım arayışı, aşk, romantik arayışlar, fizyolojik tatmin ve rahatlama, yakınlık ve sevgi arayışıdır. Ama kadınlarda duygusal faktörler çok daha ağır basar, erkeklerde ise sadece cinsellik öğeleri daha hakimdir. Kadınların çoğu aşağıdaki nedenlerle cinsel ilişki arayışına girerler:
  • Duygusal yakınlık beklentisi.
  • Kendini iyi hissetme duygusunun gelişmesi.
  • Ruhen ve bedenen gevşeme.
  • Kendilerinin arzulanabilir olduğunu görebilme.
  • Partnerlerini tatmin edebilme yetisinde olduklarını görme.
Bir ilişkinin başlangıcında seks kadınlarda ön planda gelmez,  ama cinsel uyarım sürecinde bu gerçekleşir. Cinsel uyarılma ve heyecanlanma süreci kadınlarda daha uzun sürede gelişir. Bu stimülasyonla (uyaran) kadınlarda genital konjesyon (kanlanma) oluşur; bu kanlanma ile de yavaş  yavaş cinsel rahatlama arayışı başlar. Kadınlardaki cinsel uyarım çevrimi kadının ruhsal durumundan ve eşiyle olan ilişkisinden çok etkilenir. Yaşla birlikte bazı hormonların salınımı azalır ve cinsel istek de azalır. Cinsel uyarım çevrimi temelde üç süreçten geçer:
  • Uyarılma
  • Genital konjesyon (kanlanma)
  • Orgazm
 







Östrojen ve androjen hormonları (testesteron) cinsel uyarılmada rol oynarlar. Androjen reseptörleri androjen reseptörleri üzerinden, östrojen reseptörleri östrojen reseptörleri üzerinden etki gösterirler. Menopozdan sonra yumurtalıklardaki östrojen üretimi çok azalır, androjen üretimi ise değişebilir. 40 yaşından itibaren böbrek üstü bezlerinden üretilen ve hem androjenlere, hem de östrojenlere dönüşen prohormonlar (örn. DHEAS) da azalmaya başlar. Kadınlardaki cinsel istek azalmasının bu hormonlardaki azalma olup, olmadığı konusu belirsizdir. Beyin ayrıca kolesterolden bazı cinsellik hormonları (nörosteroidler) da üretir. Bu beyin hormonlarının cinsel uyarılmaya ne kadar etkisi olup olmadığı bilinmemektedir.

     Uyarılma, beyindeki duygulanım, kognisyon (tanıma), motivasyon, içgüdü ile ilgili alanların genital konjesyonu oluşturmak için koordine çalıştıkları bir olgudur. Dopamin ve melanokortin isimli  nörotransmitterlerin etkili olduğu bir süreçtir. Sanıldığının aksine serotonin cinsel olarak inhibitör bir nörotransmitterdir, ama serotonin fazlalığında da,  eksikliğinde de cinsel fonksiyon bozukluğu gelişebilir. GABA ve prolaktin de cinsel inhibitör maddelerdir.


      Genital Konjesyon, refleksle gelişen otonom sinir sinir sisteminin oluşturduğu bir yanıttır. Genital bölgelerdeki bazı yapıların kanla dolup şişmesi ve ıslanma süreçlerini doğurur. Vulva, klitoris, vajina çevresindeki arteriollerdeki düz kaslar gevşer ve damarlar genişler, bu damarlardan vajina epiteline transuda akışı olur. Bu ıslanmadan kadınlar her zaman haberdar olamazlar. Yaşlanma ile bu kan göllenmesi biraz azalırsa da erotik stimülana verilen yanıt azalmaz.


        Orgazmda,  en yüksek heyecan ve haz yaşanır. Pelvik kaslar, vajina, rahim 0.8 saniyelik aralıklarla kasılır. Torakolumber sempatik boşalım etkisinde bir orgazm refleksi gelişir. Orgazm sırasında Prolaktin, ADH, Oksitosin, Endorfin (muhtemelen Enkefalin de)   salınımı gerçekleşir ve kendini iyi hissetmek, yorgunluk, gevşeme gibi etkilerden  bu maddeler sorumludur.


 
CİNSEL FONKSİYON BOZUKLUKLARINDA SINIFLAMA
 
     Kadınlarda cinsel fonksiyon bozukluğu azalmış veya  değişmiş cinsel davranışa bağlıdır. Sınıflama semptomlara göre yapılır.
           
      Cinsel istek bozukluğu: Azalmış cinsel istek, arzu, libido, cinsel düşünce, fantezi vardır. Cinselliğe karşı istek azalmıştır.

     Cinsel uyarılma bozukluğu: Subjektif ve/ veya genital uyarılma gerçekleşmemektedir.

            Anorgasmia (ANORGAZMİ): Orgazm olamama söz konusudur. Burada yüksek düzeyde subjektif uyarılma varken, bir türlü orgazma ulaşamamak söz konusudur.

           Vajinismus (VAJİNİSMUS): Hiç bir yapısal veya fiziksel anormallik olmadığı halde, vajinal girişteki kasların kasılıp, refleksif olarak cinsel ilişkiyi imkansız kılması ve vajinayı daraltması halidir.

            Dyspareunia (DİSPARENİ):  Cinsel ilişki sırasında ağrı duyulması durumudur.






     Bahsedilen cinsel fonksiyon bozukluklarının temel etyolojisi psikolojik strese ve yaşam koşullarına bağlıdır. Psikolojik stres hem hormonlarda hem de nörofizyolojide değişimlere neden olur. Duygu durum bozuklukları veya mood bozuklukları azalmış cinsel istek ve azalmış uyarılmadan sorumludur. Depresyon geçiren kadınların yaklaşık % 80’inde cinsel fonksiyon bozukluğu mevcuttur. Antidepresanlarla tedavi sırasında cinsel fonksiyon bozukluğu azalabilir. Anksiyete bozukluğu olan kadınlarda da uyarılma, istek, genital konjesyon ve orgazm olamama gibi sorunlar mevcut olabilir. Çeşitli korkular, kendini bırakamama, çaresiz olma, kontrolü kaybetme, karşısındaki tarafından kabul görmeme gibi korkuları gelişebilir. Daha önce geçirilmiş olan cinsel deneyimler kadınların psikoseksüel yaşantısını etkileyebilir:

Geçmişte yaşanmış olumsuz deneyimler, utanma, suçluluk, kendine güvende azalma gibi duygulara yol açabilir.

Çocukluk veya adelosans döneminde geçirilmiş olan fiziksel, cinsel saldırılar çocuklara duygularını kontrol etmelerini ve saklamalarını öğretebilir. Bu savunma mekanizması ileride cinselliği baskılayabilir.

Erken yaşda sevilen birisinin kaybedilmesi, ebeveynlerin kaybedilmesi benzer kaybın oluşabileceği kaygısıyla bir korkunun oluşmasına ve cinsel yakınlaşmanın engellenmesine yol açabilir.
 
Olumsuz yaşanmış deneyimler de (istenmeyen hamilelik, cinsellikle bulaşan hastalıklar, orgazm olamama, bir partnerle yaşanan cinsel yetersizlik vb.) cinsel davranışı olumsuz yönde etkileyebilir.

      Kadınların şimdiki koşullarının yol açtığı nedenler de cinsel fonksiyon bozukluğu yaratabilir:

  • Partnere güvenmeme, negatif düşünceler, cinsel partnere karşı azalmış cinsel istek.
  • Ortamın güvenli, erotik ve yeterince özel bulunmaması
  • Kültürel sınırlamalar ve baskılar
 
Çeşitli genital lezyonlar, sistemik, hormonal faktörler, kullanılan ilaçlar cinsel fonksiyon bozukluğu yaratabilir. Menapozda sistemik östrojen kullanımı, bir rahatlama duygusu yaratabilir, ayrıca genital bölgelerde uyarılmayı, ıslanmayı arttırabilir,  ama seks-hormonuna bağlanan globulini (SHBG) arttırarak, androjenlerin azalmasına dolayısıyla da cinsel isteğin azalmasına yol açabilir.







Özellikle alkol tüketimi ciddi bir cinsel fonksiyon bozukluğu nedenidir. İçki ve sigara cinselliği çok olumsuz etkiler.

    Cinsel fonksiyon bozukluğunun temelde iki kaynağı vardır:
  • Fizyolojik nedenler:  Diyabet, kalp hastalıkları, nörolojik hastalıklar, hormonal dengesizlikler, kronik karaciğer veya böbrek hastalıkları, alkolizm veya madde bağımlılığı, bazı ilaçların yan etkileri (örn. bazı antidepresanlar)

  • Psikolojik nedenler: İşe bağlı stress ve anksiyete, seksüel yetersizlik ve performans korkuları, depresyon, anksiyete bozukluğu, evlilik problemleri, eşini veya partnerini kaybetme korkusu, geçmişte veya çocuklukta yaşanmış cinsel travmalar.
 
KADINLARDA CİNSEL FONKSİYON BOZUKLUKLARININ TEDAVİSİ
           

Bir kadında cinsel fonksiyon bozukluğunun tedavi edilebilmesi için, bu bozukluğa yol açan etyolojinin iyi saptanması gereklidir. Bunu psikoterapiyle ilgilenen bir psikiyatr iyi yapabilir. Ayrıca kan tablosunun, hormonal dengenin, fizyolojinin de iyi araştırılması gereklidir. Bu tedavi bir ekip çalışmasını gerektirir ve uzun süreli bir tedavidir. Özellikle ‘anorgasmia’nın tedavisi oldukça güçtür.