• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam2
Toplam Ziyaret148683
TEMEL CİNSEL BİLGİLER (BASIC SEXUALITY)
Site Haritası
Takvim

Orgazm Güçlüğü ve ANORGAZMİ

 



KADINLARDA CİNSEL FONKSİYON

BOZUKLUKLARI

           

Doç. Dr. Ümit Sayın'ın "Derin Seks", "Cinsellikte Farklı Boyutlar", "ESR" ve "Parafili-1" isimli kitaplarından alınmıştır...

Pek çok kadın cinselliğe ve sekse çeşitli amaçlarla yönelir. Erkeklerin veya kadınların sekse yönelmelerinin temel nedeni, haz arayışı, duygulanım arayışı, aşk, romantik arayışlar, fizyolojik tatmin ve rahatlama, yakınlık ve sevgi arayışıdır. Ama kadınlarda duygusal faktörler çok daha ağır basar, erkeklerde ise sadece cinsellik öğeleri daha hâkimdir. Kadınların çoğu aşağıdaki nedenlerle cinsel ilişki arayışına girerler:

  • Aşk, sevgi ve duygusal beklentiler.
  • Güven ve korunma ihtiyacı.
  • Duygusal yakınlık beklentisi.
  • Kendini iyi hissetme duygusunun gelişmesi.
  • Ruhen ve bedenen gevşeme.
  • Kendilerinin arzulanabilir olduğunu görebilme.
  • Partnerlerini tatmin edebilme yetisinde olduklarını görme.
  • Haz alma, orgazm olma.
  • Çocuk yapma, üreme, aile yapısı kurma ve evlenme.

 

Bir ilişkinin başlangıcında cinsellik kadınlarda çoğunlukla ön planda gelmez,  ama cinsel uyarım sürecinde bu gerçekleşir. Cinsel olarak hiper aktif olan veya hiperseksüel bazı kadınlarda ise cinsellik erkeklerdeki cinsel isteğin önüne geçebilir. Bu durumu sağlayan, kadının önceki deneyimleri,kandaki testosteron düzeyi, orgazm olma kapasitesi, psikolojik eğilimleri, iklim ve çevre koşulları, sosyal baskı ve sosyal şartlanmalar, cinsel serbesti ve en önemlisi cinsel beynin ne kadar gelişmiş olduğudur.  Cinsel uyarılma ve heyecanlanma süreci kadınlarda daha uzun sürede gelişir. Bu stimülasyonla (uyaran) kadınlarda genital konjesyon (kanlanma) oluşur; bu kanlanma ile de yavaş yavaş cinsel rahatlama arayışı başlar. Kadınlardaki cinsel uyarım çevrimi kadının ruhsal durumundan ve eşiyle olan ilişkisinden çok etkilenir. Yaşla birlikte bazı hormonların salınımı azalır ve cinsel istek de azalır. Cinsel uyarım çevrimi temelde üç süreçten geçer:

  • Uyarılma
  • Genital konjesyon (kanlanma)
  • Orgazm

 

Östrojen ve androjen hormonları (testosteron) cinsel uyarılmada rol oynarlar. Androjen reseptörleri androjen reseptörleri üzerinden, östrojen reseptörleri östrojen reseptörleri üzerinden etki gösterirler. Menopozdan sonra yumurtalıklardaki östrojen üretimi çok azalır, androjen üretimi ise değişebilir. 40 yaşından itibaren böbrek üstü bezlerinden üretilen ve hem androjenlere, hem de östrojenlere dönüşen pro-hormonlar (örn. DHEAS) da azalmaya başlar. Kadınlardaki cinsel istek azalmasının bu hormonlardaki azalma olup, olmadığı konusu belirsizdir. DHEA bu nedenle cinsel istekleri artırıcı ve yaşlanmayı geciktirici bir ilaç olarak kullanılmıştır.

 

Uyarılma, beyindeki duygulanım, kognisyon (tanıma), motivasyon, içgüdü ile ilgili alanların genital konjesyonu oluşturmak için koordine çalıştıkları bir olgudur. Dopamin ve melanokortin isimli nörotransmitterlerin etkili olduğu bir süreçtir. Sanıldığının aksine serotonin cinsel olarak inhibitör bir nörotransmitterdir, ama serotonin fazlalığında da,  eksikliğinde de cinsel fonksiyon bozukluğu gelişebilir. GABA ve prolaktin de cinsel inhibitör maddelerdir. Bu nedenle dopamin temel haz ve orgazm nörotransmiteri olduğu için dopamini artıran eylemler, olgular ve ilaçlar cinsel hazzı ve orgazmı da güçlendirir (L-Dopa, kokain gibi). Bunun tersine serotonin (5 hidoksi triptamin-5-HT) ise cinsellikte ve orgazmda inhibitör nörotransmitter olduğu için bütün SSRI (serotonin re-uptake inhibitörleri) anti-depresanlar orgazmı ve cinsel hazzı baskılar ve libidoyu azaltırlar. Ayrıca, GABA da inhibitör bir nöro transmitter olduğu için, GABAerjik iletiyi artıran benzodiazepinler, diazem, alprazolam (xanax), etil alkol vb. libidoyu düşürüp, orgazmı ve cinsel hazzı bloke ederler. Anti-psikotik ilaçlar dopaminerjik sistemi bloke ve inhibe ettikleri için, libidoyu düşürürler ve cinsel hazzı bloke ederler; orgazmı engellerler.

           

Genital Konjesyon, refleksle gelişen otonom sinir sisteminin oluşturduğu bir yanıttır. Genital bölgelerdeki bazı yapıların kanla dolup şişmesi ve ıslanma süreçlerini doğurur. Vulva, klitoris, vajina çevresindeki arteriollerdeki düz kaslar gevşer ve damarlar genişler, bu damarlardan vajina epiteline transüda akışı olur. Bu ıslanmadan kadınlar her zaman haberdar olamazlar. Yaşlanma ile bu kan göllenmesi biraz azalırsa da erotik stimülana verilen yanıt azalmaz.

           

Orgazmda,  en yüksek heyecan ve haz yaşanır. Pelvik kaslar, vajina, rahim 0,8 saniyelik aralıklarla kasılır. Torako-lumber sempatik boşalım etkisinde bir orgazm refleksi gelişir. Orgazm sırasında Prolaktin, ADH, Oksitosin, Endorfin (muhtemelen Enkefalin de)   salınımı gerçekleşir ve kendini iyi hissetmek, yorgunluk, gevşeme gibi etkilerden bu maddeler sorumludur. Orgazmın ayrıca ağrıyı ortadan kaldırıcı etkileri de vardır.







Anorgasmia (Anorgazmi):
Orgazm olamama söz konusudur. Burada yüksek düzeyde subjektif uyarılma varken, bir türlü orgazma ulaşamamak söz konusudur. Anorgazmi bazı ilaçların kullanılması sonucu ortaya çıkabilir; en güçlü anorgazmi yapan ilaçlar alprazolam (xanax)  ve SSRI anti-depresanlardır (serotonin re-uptake inhibitörleri). Anorgazmi yapan ilaçlar aşağıda sıralanmışlardır[1], 14:


  • SSRI anti-depresanlar (Prozac, Citalopram, Fluvoxamine, Paroxetine, Sertraline, Fluoxetine gibi) libidoyu, orgazmı azalttıkları gibi tüm orgazmı ortadan kaldırabilirler. SSRI’lar erkeklerde de boşalmayı geciktirdikleri, performans korkusunu azalttıkları için erkeklerde erken boşalma tedavisinde Lustral gibi ilaçlar kullanılmaktadır. SSRI ilaçları ayrıca erkeklerde ereksiyon güçlüğü oluşturur. SSRI’lar erkek ve kadınlarda anhedoni (haz alamama) gibi bir durum oluştururlar[2].

  • Alprazolam (Xanax) tüm cinsel uyarılmayı ve orgazma ulaşmayı bloke edip ortadan kaldırabilir. Normalde art arda orgazm olan bir kadın, xanax etkisinde bir kez bile orgazm olamayabilir, ya da orgazmları azaldığı gibi, cinsellikten aldığı haz da azalabilir.

  • Benzodiazepinler (medazepam, diazem, diazepam) cinselliği tamamen bloke den ve cinsel istek bozukluğu ve anorgazmi yaratan ilaçlardır. Medazepam çok güçlü fizyolojik ve psikolojik bağımlılık yapar ve orgazmı tamamen bloke eder (Tranko-buskas gibi).

  • Doğum kontrol ilaçları, orgazmın kalitesini ve şiddetini düşürür. Progesteron orgazm olma güçlüğü yaratır.

  • Progesteron,  orgazm olabilme yeteneğini azaltır.

  • Anti-histaminikler, erkeklerde ereksiyon güçlüğü yapabildikleri gibi, erkek ve kadınlarda orgazmın ve hazzın kalitesini düşürürler, anhedoni oluştururlar.

  • Anti-psikotikler (klorpromazin, fenotiazinler, olanzepin, clozepine, risperdone, amisupride vb.) hem erkek, hem kadında cinsel fonksiyon bozukluklarının pek çoğunu oluştururlar ve orgazmı bloke ederler.

  • Anti-epileptikler (phenobarbital, tegretol, depakin, fenitoin vb.) erkekler ve kadınlarda libidoyu azaltır. Erkeklerde ereksiyon güçlüğü yapar ve kadınlarda orgazmı bloke ederler.

  • Androjen hormonlar cinselliği olumsuz etkileyebilir.

  • MAO-inhibitörü anti-depresanlar orgazmı ve cinsel hazzı olumsuz etkilerler.

  • Beta blokerler (propanolol vb.) kadınlarda orgazm güçlüğü yapabilirler. Erkeklerde ereksiyon güçlüğü oluşturabilirler.

  • Manide kullanılan pek çok ilaç orgazm güçlüğü oluşturabilir (lityum gibi). Ayrıca mani ilaçları anhedoni yaparlar.

           






      Bahsedilen cinsel fonksiyon bozukluklarının temel etyolojisi psikolojik strese ve yaşam koşullarına bağlıdır. Psikolojik stres hem hormonlarda, hem de nörofizyolojide değişimlere neden olur. Duygu durum bozuklukları veya mood bozuklukları azalmış cinsel istek ve azalmış uyarılmadan sorumludur. Depresyon geçiren kadınların yaklaşık % 80’inde cinsel fonksiyon bozukluğu mevcuttur. Anti-depresanlarla tedavi sırasında başlangıçta cinsel fonksiyon bozukluğu azalabilir; ama hemen bütün anti-depresan ilaçlar zaten cinsel fonksiyon bozukluğu yaratan ve cinsel beynin tepkisini değiştiren ilaçlardır. Ama bir süre sonra bu etki çok da ön plana çıkmayabilir; SSRI’lar ve MAO-inhibitörleri libidoyu ve orgazm olmayı azaltırlar veya engellerler. Anksiyete bozukluğu olan kadınlarda da uyarılma, istek, genital konjesyon ve orgazm olamama gibi sorunlar mevcut olabilir. Anksiyolitikler anksiyeteyi azalttıkları için başta işe yarar gibi görünseler de; aslında anksiyolitiklerin kendileri güçlü cinsel fonksiyon bozukluğu yaratan, orgazmı engelleyen ve libidoyu çok azaltan ilaçlardır.
Çeşitli korkular, kendini bırakamama, çaresiz olma, kontrolü kaybetme, karşısındaki tarafından kabul görmeme gibi korkularda cinsel fonksiyon bozuklukları gelişebilir. Daha önce geçirilmiş olan cinsel deneyimler kadınların psikoseksüel yaşantısını etkileyebilir:
  • Geçmişte yaşanmış olumsuz deneyimler, utanma, suçluluk, kendine güvende azalma gibi duygulara yol açabilir.

  • Çocukluk veya adolasans döneminde geçirilmiş olan fiziksel, cinsel saldırılar çocuklara duygularını kontrol etmelerini ve saklamalarını öğretebilir. Bu savunma mekanizması ileride cinselliği baskılayabilir. Gelişim çağlarında geçirilmiş olan travmalar önemli birer cinsel fonksiyon bozukluğu nedenidir.

  • Erken yaşta sevilen birisinin kaybedilmesi, ebeveynlerin kaybedilmesi benzer kaybın oluşabileceği kaygısıyla bir korkunun oluşmasına ve cinsel yakınlaşmanın engellenmesine yol açabilir.

  • Bekâretini kaybetme korkusu, canının çok acıyacağını düşünme ve benzeri korkular çok güçlü cinsel fonksiyon bozukluğu ve anorgazmi yaratırlar.

  • Olumsuz yaşanmış deneyimler de (istenmeyen hamilelik, cinsellikle bulaşan hastalıklar, orgazm olamama, bir partnerle yaşanan cinsel yetersizlik vb.) cinsel davranışı olumsuz yönde etkileyebilir.
 
      Kadınların şimdiki koşullarının yol açtığı nedenler de cinsel fonksiyon bozukluğu yaratabilir:
  • Partnere güvenmeme, negatif düşünceler, cinsel partnere karşı azalmış cinsel istek.

  • Ortamın güvenli, erotik ve yeterince özel bulunmaması.

  • Kültürel sınırlamalar ve baskılar.

  • Tabular, sosyal baskılar, dini baskılar, mitler ve yanlış inançlar.

  • Cinsel beynin yeterince gelişememiş olması veya cinsel beyne sürekli ket vurulması.
 
Çeşitli genital lezyonlar, sistemik, hormonal faktörler, kullanılan ilaçlar cinsel fonksiyon bozukluğu yaratabilir. Menopozda sistemik östrojen kullanımı, bir rahatlama duygusu yaratabilir, ayrıca genital bölgelerde uyarılmayı, ıslanmayı arttırabilir,  ama seks-hormonuna bağlanan globülini (SHBG-sex hormone binding globulin) arttırarak, androjenlerin azalmasına dolayısıyla da cinsel isteğin azalmasına yol açabilir, çünkü kan plazmasında serbest testosteron ve östojen artan SHBG ile hızla taşınıp metabolize edildiği için etkinlikleri azalır. Tüm doğum kontrol hapları da SHBG’yi artırarak, libido azalması, anhedoni, anorgazmi veya orgazm güçlüğüne neden olabilirler.

 
Özellikle alkol tüketimi ciddi bir cinsel fonksiyon bozukluğu nedenidir. İçki ve sigara cinselliği çok olumsuz etkiler.
            Cinsel fonksiyon bozukluğunun temelde iki kaynağı vardır:
  • Fizyolojik nedenler:  Diyabet, kalp hastalıkları, nörolojik hastalıklar, hormonal dengesizlikler, kronik karaciğer veya böbrek hastalıkları, alkolizm veya madde bağımlılığı, bazı ilaçların yan etkileri (örn. bazı SSRI antidepresanlar ve yukarda sayılan ilaçların tümü)

  • Psikolojik nedenler: İşe bağlı stres ve anksiyete, seksüel yetersizlik ve performans korkuları, depresyon, anksiyete bozukluğu, panik atak, evlilik problemleri, eşini veya partnerini kaybetme korkusu, geçmişte veya çocuklukta yaşanmış cinsel travmalar.
 



KADINLARDA CİNSEL FONKSİYONBOZUKLUKLARININ TEDAVİSİ


          
Bir kadında cinsel fonksiyon bozukluğunun tedavi edilebilmesi için, bu bozukluğa yol açan etiyolojinin iyi saptanması gereklidir. Bunu psikoterapiyle ilgilenen bir psikiyatr iyi yapabilir. Ayrıca kan tablosunun, hormonal dengenin, fizyolojinin de iyi araştırılması gereklidir. Bu tedavi bir ekip çalışmasını gerektirir ve uzun süreli bir tedavidir. Özellikle ‘anorgasmia’nın (anorgazmi) tedavisi oldukça güçtür. Anorgazmi temelde ikiye ayrılır:

 
Primer Anorgazmi: Fizyolojik ve psikofarmakolojik, psikolojik kökenlidir. En güç tedavi edilebilen anorgazmidir.

 
Sekonder Anorgazmi: Başka bir etkene, ilaca veya hastalığa bağlı olarak çıkan sekonder anorgazmidir. Tedavi edilmesi asıl nedene veya hastalığa yönelik tedaviyle mümkündür. İyatrojenik anorgazmi, sekonder bir anorgazmidir ve kullanılan ilaçlara bağlıdır; ilaçların kesilmesiyle ilacına göre, bir süre sonra geçebilir.

           
Günümüzde kadınlardaki en yaygın cinsel fonksiyon bozukluğunun nedeni leblebi gibi kullanılan SSRI anti-depresanlarıdır. Psikiyatristler de ne yazık ki Türkiye’de bu ilaçları yan etkilerini ele almaksızın veya hastayı bilgilendirmeksizin ilaç şirketlerinin de desteklemesiyle çok bilinçsiz olarak reçetelerine SSRI anti-depresanları yazmaktadırlar. Yukarıda ismi verilen pek çok ilaç aslında kadınlarda libido azalması, anorgazmi, ıslanma güçlüğü, ağrılı ilişki ve anhedoni yapabilir.

 
Ne yazık ki Türkiye’de cinsel terapi konusunda köklü bir eğitim yoktur. Psikiyatristlerin ve psikologların yapılandırılmış ve köklü cinsel terapi eğitimi alabilecekleri yüksek lisans ve doktora programları da mevcut değildir. Cinsel terapiyle uğraşan psikologların tıp bilgileri, nöro-psiko-farmakoloji ve temel farmakoloji bilgileri hemen hemen hiç yoktur. İlaçları bilmedikleri için hastanın anamnezinde kullandığı ilaçları bile sormamaktadırlar; zaten sorsalar tıp ve farmakoloji eğitimleri olmadığı için hangi ilacın ne zararı olduğunu da anlayamazlar. Örneğin, bir zamanlar orgazm olan ama SSRI (örneğin prozac) anti-depresan kullanan bir depresif hasta veya içinde orgazmı ortadan kaldıran veya azaltan MEDAZEPAM olan Tranko-buskas isimli ilacı kullanan bir mide ülser hastası geldiğinde, aslında anorgazmi nedenini anlayabilecek tıp alt bilgisi olmadığı için psikologlar sadece psikoterapiyle hastayı tedavi etmeye çalışmaktadırlar. Hâlbuki anorgazminin nedeni kişinin kullanmakta olduğu ilaçlardır. Beyin kimyası ve psikofarmakolojisi ilaçla değiştirilmiş bir anorgazmi vakasında psikoterapi veya cinsel terapi yöntemleri işe yaramaz.
 


[1] Brunton L,  Chabner  B, Bjorn Knollman B. Goodman and Gilman's The Pharmacological Basis of Therapeutics, Twelfth Edition , New York: Mc Graw Hill, 2011. ● Eric Kandel, James Schwartz, Thomas Jessel, Principals of Neural Sciences, Amsterdam: Elsevier, 2001 ● Goodman Gilman A, Goodman & Gilman’s Pharmacological Basis of Therapeutics, 9. -10 ve 12. Edition ● Brunton L,  Chabner  B, Bjorn Knollman B. Goodman and Gilman's The Pharmacological Basis of Therapeutics, Twelfth Edition , New York: Mc Graw Hill, 2011. ●  Katzung Bertram G, Masters Susan, B. Tevor Antony J. Basic and Clinical Pharmacology, Lange Publications, 12th edition, Chicago: Mc Graw Hill, 2012.