• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam34
Toplam Ziyaret131582
TEMEL CİNSEL BİLGİLER (BASIC SEXUALITY)
MEDYA-BASIN-AKTÜALİTE-HABER
Takvim

Genel Bilgiler (General)



Doç. Dr. Ümit Sayın'ın "ESR" ve "Orgazmın Psikolojisi" isimli kitaplarından...


 

 

Kadınlarda orgazm çok yeni araştırılan bir konudur. Bu konudaki temel fizyolojik bulgulara Masters & Johnson’un laboratuarda insanları araştırmaları sayesinde ulaştık. 1950’li yıllarda yapılan bu projede kadın orgazmı genellikle kiralanan fahişeler üzerinde araştırılmıştır. 1950’li yıllardaki teknolojik imkânların ne kadar sınırlı olduğu ele alınırsa; bu çalışmaların artık bu devirdeki yeni araştırma sistemleri ile tekrarlanması gerektiği ortaya çıkar. Bu teknolojik üstünlüğün en iyi kanıtını Beverley Whipple ve Barry Komisaruk’un çalıştıkları New Jersey-ABD’deki Rutger’s Üniversitesindeki laboratuvarlarda araştırılan ve hemiplejik kadınlardaki orgazmın mekanizmasını ortaya koyan f(MRI) çalışmaları göstermiştir.











         Bilindiği üzere hemipleji’de omurilikte bir zedelenmeye veya kesiğe bağlı olarak orgazm merkezleri olan sakral pleksus’tan ve pelvik pleksus’tan sinir iletimi olmaz. Yani refleks ark tamamlanamaz ve aksiyon potansiyelleri ne beyinden sakruma, ne de sakrumdan beyine gidebilir. Bu nedenle hastaların belden aşağısı felçlidir. Ama hemiplejik kadınların bazılarında orgazm olayı gerçekleşebilmektedir. Barry Komisaruk, bu olguyu araştırdığında, bu kadınların orgazm olurken beyinlerinin f(MRI)’larını çekmiş ve bu kadınların beyinlerinde VAGUS kafa çifti sinirinin merkezinin veya Vagus çekirdeğinin aktive olduğunu bulmuştur. Daha sonra yapılan çalışmalarda da aynı merkezi, rahimin veya serviksin uyarılmasının da aktive ettiği de bulunmuştur. Hemiplejik kadınlarda orgazm olma yetisinin ve refleksinin boyundaki karotis (şahdamar) atardamarının iki yanından aşağıya indiği bilinen Vagus siniri merkezinin oluşturduğu saptanmıştır. Yani orgazm sinyallerini 10. Kafa çifti Vagus siniri de taşımaktadır[1]. Bu çalışma ve yayınlar yeni teknolojinin nasıl insan fizyolojisi ile ilgili gerçekleri aydınlattığı konusundaki en net kanıtlardandır.








Vajina Duyarsız, Hissiz ve Sinirsiz midir?


Gerek Komisaruk ve ekibinin, gerekse diğer pek çok araştırıcının bulgularına göre vajina hissiz, duyarsız ve sinirsiz değildir17! Ama bu duyarlılık dağılımı kadından kadına değişmektedir. Vajinal Orgazm olan kadınlarda DVZ (Deep Vaginal Erogenous Zones) çok daha aktif ve duyarlıdır! Vajinal Orgazm olamayan kadınlarda ise bu bölge daha az duyarlıdır! En azından orgazmı tetikleyebilecek uyarıyı yapabilecek kadar duyarlı değildir. Vajinal Orgazmın olmadığını iddia eden doktorlar veya cinsel terapistler sadece cehaletlerinden ve yenilikleri araştırmamış oldukları için böyle düşünmekte ve Masters & Johnson’lı 1950’li günlerden kalma bilgileriyle ve önyargıyla hareket etmektedirler. Türkiye’deki cinsel terapistlerin, psikologların veya psikiyatristlerin, doktorların bir kısmı bu cehaleti paylaşmayı tercih etmektedirler.


Vajinal Orgazmı kabul etmeme eğilimi özellikle “erkek düşmanı yaklaşımı olan radikal feministlerde” sıklıkla görülmektedir. Deneklerini sadece feministler arasından seçmekle ve bilimsel bir anket yapmamakla defalarca suçlanmış olan Shere Hite bile, klitoral odaklı feminist kadınlar arasında Vajinal Orgazm olma oranını % 30 olarak tespit etmiştir. Shere Hite’ın deneklerinin neredeyse % 80-90’na varan bir oranı, özellikle “feminist ve klitoral orgazm odaklı kadınlar” arasından seçilmiştir. Radikal Feministler, genelde klitoral orgazmı yüceltirler ve Vajinal Orgazma karşıdırlar; çünkü Vajinal Orgazm için bir erkeğe ihtiyaç vardır.


Radikal Feministler, genellikle erkeklere ihtiyaçları olmadan kendi kendilerine yetebileceklerine inanırlar. Yani onlara göre bir kadının orgazmı öğrenebilmesi için, bir erkeğe ihtiyaçları yoktur ve klitoral mastürbasyonla, vayblarla veya lezbiyen ilişkilerdeki manuel, oral yöntemlerle yeterince orgazm olabilirler ve orgazmı yaşayabilirler. Bu çarpık bir mantıktır. Aynı, Lamarck’cılıktan esinlenen Trofim Denisovich Lysenko isimli Rus genetikçisinin, Stalin’in emriyle bilimi ve gerçekleri ideolojiye uydurarak, bir dönem tüm Rus tarımını mahvetmesine ve genetik konusunda yanlış teoriler kurmasına benzemektedir. Stalin’in ölümünden sonra Lysenko genetiği tüm Rusya’da pseudo-bilim (sahte bilim)  ve sahtekârlık olarak ilan edilmiştir. Bilim ideolojiyi yaratır; ideoloji bilimi değil! Bilim ideolojiye uyarlanıp, uydurulamaz; bilim saf gerçeklerin bulunmasını kendine düstur edinir! Yani bilim gerçekleri ve olguları elindeki yöntemlerle araştırır, hipotezler kurar ve bu hipotezleri destekler veya kanıtlayıp teoriye dönüştürür; ya da bu hipotezleri reddeder. Bulunan yeni kanıtlar her zaman hipotezleri değiştirebilir. ”Vajinanın sinirsiz, hissiz ve duyarsız olduğu hipotezini” savunan Radikal Feministlere eğer bir tek vajinal uyarıdan orgazm olabilen bir kadın gösterebilirsek, bu hipotezleri çökmüş demektir. Vajinal uyarıdan orgazm olan 900 kadını sadece kendi ideolojidaşları feminist Shere Hite 1976’da bulmuştur. Ayrıca 1966’da Masters & Johnson’un yayınladıkları “Human Sexual Response” (İnsanda Cinsel Davranış) kitabından sonra o köprünün altından çok sular akmıştır ve tonlarca bilimsel makalede ve tonlarca kitapta kadınların vajinal uyarıyla çok güçlü orgazm olabileceklerine dair milyonlarca kanıt yayınlanmıştır. Bu her kadın için geçerli olmayabilir! Ama “Vajinal Orgazmı” reddeden doktorların veya feministlerin bu tavırları; insan derisinin rengini araştıran bir bilim insanının, deneklerini sadece zenciler arasından seçip, sonra da “İnsanın derisinin rengi siyahtır!” demesine benzer! Gerçekte, beyaz ırk da vardır, sarı ırkta da, siyah ırk da!


Dolayısıyla son 30 yıllık yayınlara ve araştırmalara bakarsak, gerçekte G-Noktası olan kadınlar da vardır (% 30-35 oranında; Türkiye’de bu oran % 20 civarında), Vajinal Orgazm olan kadınlar da vardır (% 30-40 arasında; Türkiye’de bu oran % 16-19 civarında), klitoral orgazm olan kadınlar da vardır (% 70-85 civarında; Türkiye’de bu oran % 60-75 civarında). Bu koşullarda “Sadece klitoral orgazm vardır, gerisi yanlıştır!”  diye iddia etmek sadece “bilim dışı bir davranış değil, aynı zamanda aymazlık ve ahmaklıktır da!” Bir kadının sadece klitoral orgazm olması vajinal orgazm olamaması eksiklik değildir. Art arda orgazm olması da gerekmez. Dünyadaki kadın sayısı kadar farklı orgazm biçimi ve cinsel davranış vardır. Her kadının cinsel tatmini ve orgazmı kendine has ve biriciktir.




Başkalarıyla kıyaslamanın bir anlamı yoktur.
İngiltere’de 5000 Kadın Üzerine Yapılan Yeni
İnternet Çalışması[2]

     İngiltere’de 5000 kadın arasında yapılmış olan ve hala devam etmekte olan bir internet anketine  (2012-2014) göre şu sonuçlar bulunmuştur[3]:

  • Kadınların hemen hemen yarısı istedikleri ve arzuladıkları kadar orgazmı yakalayamamaktadırlar.

  • Bu kadınların % 36’si koitusla klitoral orgazm olamadıklarını, ama % 80’ni manuel stimülasyonla klitoral orgazm olabildiklerini söylemişlerdir.

  • 5000 İngiliz kadınının % 70’i koitusla ve vajinal ilişkiyle her zaman orgazm olamadıklarını söylemişlerdir. % 31’i ise vajinal ilişki ile sık sık veya bazen orgazm olabildiklerini belirtmişlerdir. Yani İngiliz Kadınları Vajinal Orgazm Olmaktadır.

  • G-Noktası bir palavra değil! Bir gerçektir. Kadınların % 72’si kendilerinde G-Noktası olduğunu ve bazen buranın uyarılmasıyla orgazm olduklarını söylemişlerdir.

  • Bu kadınların % 92’si “pelvic toner” gibi aletlerle PC kası egzersizleri yaptıklarını, bunların da % 42’si PC kasları güçlendikçe koital veya vajinal orgazma ulaşabildiklerini söylemişlerdir. Buna karşın Pelvik kasları (PC-Kasları) zayıf olan kadınların sadece % 22’si vajinal orgazm olabildiğini söylemiştir. Yani PC-kaslarının kuvvetlenmesi kadınlarda vajinal orgazm olma kapasitesini ikiye katlamaktadır.

  • Bu % 72’lik kadın grubunun %50’si vajinalarında uyarıldığını söyledikleri G-Noktasının yerini doğru tarif etmişler, geri kalanlar ise vajinalarının içinde başka hassas noktaları tarif etmişlerdir.


Yukarda bahsi geçen internet çalışmasında kadınların  % 72’si vajina içerisinde sorularda G-Noktası olarak algıladıkları bir duyarlı bölgeden bahsetmişlerdir. Bu sayı azımsanabilecek bir sayı değildir; 3600/5000 kadın vajina içerisinde cinsel yönden duyarlı ve bazen orgazma yol açabilecek bazı noktalardan bahsetmektedirler. Bunların yarısı yani 1800 kişi (tüm gruba göre % 36’sı) bu bölgeleri G-Noktası dışında tarif etmişlerdir. Yani G-Noktasının haricinde de vajina içinde sensitif (duyarlı) noktalar mevcuttur. Bu şu anlama gelir:


…Çalışmaya katılan 5000 İngiliz kadınının % 72’sinin vajinaları içinde G-Noktası sanılabilecek ama duyarlı başka yerler de vardır. Bu anketteki gerçek ifade edilen G-Noktası oranı % 50 civarındadır (2500 kadın). Ve bu kadınların vajina içlerindeki hassas noktalar bazen koitus sırasında veya elle uyarıyla orgazma neden olabilmektedirler. Ayrıca bu hassas bölgelerin PC-kası eğitimleriyle daha da güçlendiği ortaya çıkmıştır…


[1] Komisaruk Barry R, Carlos Beyer-Flores, Bevely Whipple. The Science of Orgasm, Baltimore: John Hopkins University Press, 2006 ● Komisaruk Barry R, G Sansone. Neural pathways mediating vaginal function: The vagus nerves and spinal cord oxytocin. Scandinavian Journal of   Psychiatry; 44:241-250, 2003.  ●   Komisaruk Barry R, Bevely Whipple, A Crawford S Grimes, WC Liu, A Kalnin, K Mosier. Brain activation during vaginocervical self stimulation and orgasm in women with complete spinal cord injury: fMRI evidence of mediation by vagus nerves. Brain Research; 1024: 77-88, 2004.  ●  Komisaruk Barry R, Beverly Whipple. Functional MRI of the brain during orgasm in women.  Annual Reviews of Sex Research; 16: 62-86, 2005.  ●   Komisaruk Barry R, N Wise, E Frangos, WC Liu, K  Allen, S Brody. Women's clitoris, vagina, and cervix mapped on the sensory cortex: fMRI evidence, Journal of Sexual Medicine; 8(10):2822-30, 2011.